Kalpleri Kim Taşıyor?

Kalpleri Kim Taşıyor?

Kimin sevincini taşıdığını bilmiyorsun. Sabah kaç kalple çıktın evden? Kaçını geri götüreceksin acaba?

Abi! Abi diyorum ama bir iki yaş anca vardır aramızda. Yüzünü görmedim; hikâyeni uyduruyorum işte, helal et. Baloncu abi! Duymuyorsun…

Şu en üstteki moru kime satacaksın acaba? Bir babaya belki, kızının karnesine. Bir erkeğe, özür borcuna. Elindeyken stok olan elinden çıkınca sevinç olacak; ne tuhaf meslek seninki. Senin taşıdığın sevinç değil, potansiyel sevinç; sahibini bekleyen bir yığın ihtimal. Sevinç, sahibine ulaşana kadar yük ve yük olduğu sürece senin. Sen umudu toptan taşıyorsun be abi, henüz kimseye ait değilken.

Başkasının sevincini taşırken sıra sana geliyor mu peki? Ben asıl akşamı merak ediyorum. Gerçekleşmeyen ihtimalleri eve mi götürüyorsun? Birinden artakalanı alıp eve gidip, yarım porsiyonu ısıtıp sofraya koyup, buna akşam yemeği mi diyorsun? Afiyet olsun abi.

Yürü sen abi. İnşallah hepsini satar da kalpsiz kalırsın. Eve boş dönmek herkese nasip olmaz; hiçbir sevinç sana kalmadı demektir ama hiç değilse artıkla yaşamazsın.